İzleyiciler

9 Mart 2012

Marni at H&M ön satış partisi! ve geri kalan her şey...


   Hey merhaba! Nasılsın? Gözün beni aradı mı bu bir hafta? Bir haftadır yokum çünkü üniversite beni öldürüyor yavaş yavaş. Kitlediler ödevleri..

   Sana anlatacaklarım var! H&M'yi biliyorsun illaki.. HM öyle ilginç bir marka ki her sene çok büyük bir tasarımcıya ait marka ile anlaşıp kendisi için yapılmış özel tasarım ürünleri satışa çıkartıyor. Bu sene bu iş için H&M'ye hosting yapan marka ise Marni idi. Çok sevdiğim bir arkadaşım olan Dilara sayesinde de Marni at H&M için düzenlenen geceye katılma fırsatım oldu.

   İşte 7 mart akşamı saat 19.00 da o geri sayım bitti ve bu özel ön satış gecesi için İstinye Park'ta buluştuk. Ben şahsen heyecanlı idim çünkü Marni ile ilgili öyle pek fazla bilgim yoktu.. Tasarımları merak ediyordum dolayısıyla. Evet internet sayfasındaki katalogdan her şeye baktım ama canlı canlı görmek çok farklı olacaktı .. Her neyse, bir 10 dakikalık sırada beklemenin ardından davetli listesinden adımızı check ettirip kolaylıkla içeri girdik. İlk görüşte her şey muazzam idi. Ortam süper görünüyordu. Doğal olarak ilk başta dedik ki " ilerleyelim ve hadi Marni'den alacaklarımızı alalım".

   AMA ONA NE GEREK! 15 dakikada mı tüm raflar boşaltılır be anacım! Bir tane eşarba, bileziğe, kravata dokunamadım bile.. Resmen alınmayacak ürünler bile yağmalanmıştı 15 dakikada.


   En son bir kadının tüm askıdaki elbiseleri kucakladığını gördüm. Arkadaşımda "mankenin üstündekileri de söküyorlar, coşmuş bunlar" diye söyleniyordu=)


   Bundandır ki yılan gibi dolanan 250 metrecik bir kasa sırası da oluşmuştu. İşin kısası bu ön alışveriş gecesinde her hangi bir ürün ile ilgili bilgi veremeyeceğim sizlere. Kimsenin de verebileceğini sanmıyorum.
   Sizlere daha çok organizasyon ve katılımcılar ile ilgili izlenimlerimi aktaracağım. Ünlüler ile başlarsak;
   Gül Gölge! Çok güzelsin bayan göğüs dekoltesi! Kadından gerçek anlamda asillik akıyor.. Bakmaya doyamadım, kıyamadım.. Allahım aşık oldum sanırım... (Dilara da resim çektirmez diye epey korkmuştu sorarken).
   Tuba Ünsal; seni yerler yerler.. Ne sempatik, ne şirin, aynı zamanda ne kadar dişi ve stil sahibi bir kadın o da.. Saçındaki yeşiller ile böyle bir garipsedim ama yine de stili konuşuyordu.
   Ebru Şallı; durduğu yerde pilates yapıyor.. Normal hali yani. Skinny blue jean ile modern bir şıklığı vardı işte. 
   Göz ucu ile gördüklerim ise Oben Budak, Alexander Kokoskerya, Mert Vidinli, Ebru Şallı, Wilma Elles, Eda Taşpınar; bu tanınmış bloggerlardan da ise sadece Koray Caner'i gördüm. Tüm bloggerları temsilen gelmişti sanırım....

   Davetiye ile gelen kişiler arasında gerçekten çok kaliteli stili olan hanımlar vardı. Aralarında giyimine kuşamına aşık olduğum niceleri vardı.


Bayların geneli ya ultragay ya da çok normal bir ceket ile gelmişlerdi. Arası yoktu. 

   Organizasyon olayına girelim şimdi de. 

   İçeri girince ilk dikkatini çekenler Garsonlar oluyordu. Garsonlar Ellerinde tepsiler, üzerinde şampanyalar, martiniler, kokteyl vs. ikram ediyor bir yandan  kanepeler, tartoletler(nasıl yazılıyor bilmiyorum. google baba böyle dedi) sunuluyor falan. Mağazanın üç ayrı kısmında barlar kurulmuş her daim içecek bir şeyler.



   Bu kısım çok iyi düşünülmüştü.

   Açılıştaki müzikte insanı yerinde durdurmuyordu. Bayağı kopartıyor ve insana "diskoya mı geldim" dedirtiyordu. Bir tek müzikleri asıl sahibinden dinleyemedik. Telif hakkından kaçılsın diye sanırım bu şekilde başkasına söyletilmiş versiyonlarını dinledik falan ilerleyen saatlerde.

   Bir sürü Elit insan tütülerini giyip gelmiş "ah canım sende mi burada idin muç muç" diye entelektüel muhabbetler içinde içkisini yudumluyordu.


   Ne kadar yapmacık olsa da müşteri ve insan profilinin kalitesini arttırıyorlardı. Sanki ben ultra kaliteliyim gibi konuştum ya.Te allam.
   Bu kısım organizasyonun göz boyamacası idi. 
   Kanepe ve tartoletlerden nasiplendikten sonra tabii sıkılıyorsun ve "bir şeyler bakalım dolanalım" diyor insan. Dal olsa der yani. Neyse, dolanıyorsun ama kasa sırası bir yerden bir yere gitmeni engelliyor, kabine gideceksin ama ilk önce spartacus gibi önündeki insan bendini yıkmalısın falan. O açıdan fazla düzensiz bir organizasyondu. Olması gerekenden çok daha az boş alan vardı. Durup insanları keseceksin yolu kapama tehlikesi yüzünden duramıyorsun. Ahh hatırladıkça darlandım..

   Dj aynı şeyleri tekrar çalıp durdu. 
   Bazı kabinlerde beş kişi vardı ve iğrenç bir manzara idi. İzin verilmemeliydi. VE BİRİSİ DE ERKEKTİ!

   Başka da yok. Kötülemeyeceğim daha. Düşündüm düşündüm ama sadece bunlar aklımda kaldı.    
   Bu durum da gösteriyor ki organizasyonun artıları ile eksileri bir birisini dengeliyor. Zayıflıklarının basit ve halledilebilir olduğunu düşünürseniz "İYİ" denilebilecek bir organizasyondu. 
   Ben çevremdeki insanlar sayesinde bayağı eğlendim, o apayrı. Büssürü şeker insanla tanıştım, yeni bilgiler kazandım, dostluklar kurdum. >.<
   Bir daha ki organizasyon için not: daha az davetli alınsın!!

   Sincerely, Maximilian.

Topuklu giyen kadınlardan hoşlanır mıyım? Hiç sormayacaksın sandım ;) Maxx.  

2 yorum:

  1. aa ne demek koray caner tüm bloggerrı temsilen gelmişti! ben ve arkadaşlarım da oradaydık mesela :) bloggerlar böyle etkinlikleri kaçırır mı hiiç :D

    edankb.blogspot.com

    YanıtlaSil
  2. yok o anlamda demedim zaten canım benim. =) hani böyle çok tanınan bloggerları temsilen =)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...